> "türk üniversitesi" üzerine beyin fırtınası
Klasik üniversite yapılanmalarının hepsinin bir felsefesi ve bu felsefe üzerine kurguladıkları bir sistemleri bulunuyor. Bugün bir Alman Üniversitesi, bir Fransız veya İngiliz Üniversitesi’nden ve ekollerinden bahsedebiliyoruz. Bu da bizi “‘Bir Türk Üniversitesi’ var mıdır?” şeklinde bir soruya yöneltiyor.

> medreseden üniversiteye üniversitelerimizin tarihi
Üniversitelerimizin tarihi 1453 yılına yani İstanbul’un fethine kadar dayandırılmaktadır. Bu yüzden ülkemizin ilk üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi kuruluş tarihini 1453 olarak kabul etmiş ve logosuna işlemiştir.

> gadamer ve ontolojik hermeneutik
Gadamer’in ontolojik hermeneutiğinin birincil amacı insanın varoluşunu anlama temelinde ele almak ve varoluşun ancak anlama sayesinde nüfuz edilebilir bir kavram olduğunu felsefi olarak delillendirmektir.

> insani varoluşun bir boyutu olarak bilgi
Bilgi kavramı, insanlık tarihi kadar eski geçmişi ve hayatın her alanını kuşatıcı yapısıyla “insani varoluşun bir boyutunu” teşkil eder. Bilgiyi anlayabilmek ve temellendirebilmek için ona her açıdan bakabilmek gerekir. Bu sayımızda farklı disiplinlerin ve yaklaşımların bilgiyi ele alışını incelemeye çalıştık. Okuyucuya “bilmek” noktasında mesafe aldırması temennisiyle…

> çağdaş türk düşüncesinin ve “islam’ın bugünkü meseleleri”
“İslam’ın Bugünkü Meseleleri” hem Erol Güngör’ün eserleri arasında, hem çağdaş Türk düşüncesi içinde hem de çağdaş İslam düşüncesi içinde önemli bir yeri haizdir.

> erol güngör’de sosyal ve kültürel değişme kavramına bakış
Erol Güngör 1960’lardan itibaren Türkiye’de hızlanan sanayileşme ve kentleşme sürecinin ve siyasi kimlikler alanındaki çeşitlenmelerin getirdiği toplumsal ve siyasî bunalımları bir sosyal bilimci olarak değerlendirdi. Bunu yaparken sosyal meselelerin kültürel ve tarihî yönlerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.



> george simmel’in kentleri
Belki de güzelliğin en büyük cazibesi, güzelliğin bizatihi ona kayıtsız ve yabancı olan ve estetik değerini sadece birbirlerine olan yakınlıklarından alan unsurların şeklini aldığı gerçeğinde yatmaktadır

> harcıâlemleştiren pazar yerlerinin kentsel yığınları
“Harcıâlemleştirme; bir kişinin tekelinde olanın iki ya da daha çok kişinin kılınmasıdır.”1 Bu tanımın işaret ettiği “mübadele”, esas itibariyle Pazar’ın işlevidir. Bir mübadele alanı olan Pazar yeri, üretim ve tüketim ilişkilerini belirlerken bir yandan da bu ilişkiler üzerinden toplumsal yapıyı ve yaşam biçimini şekillendirir.