> entelektüellere rağmen
Nasıl ki yedi ölümcül günah ve yedi asil erdem varsa, yedi tür de entelektüel vardır. Yahut, en azından yediye kadar sayınca, bu kadar çeşitlilikle yetinip kafa karışıklılığı da yaratmamak adına saymayı bırakmak fena olmaz. Bir kişi aynı zamanda hem ilahî düzeni kabul edip hem de şeytanla oynaşıyorsa tatmin edici bir girizgâhtan epey uzaktayız demektir.

> batıcılığın yeni kılığı ve liberal aydın tipinin yükselişi
24 Ocak 1980 ekonomik paketi ve 12 Eylül 1980 askeri darbesi Türkiye’nin entelektüel iklimini de derinden etkileyen bazı kalıcı tesirler bırakmıştır. Şöyle ki söz konusu dönem Türkiye’nin ekonomik düzlemde küresel neo-liberal ekonomik düzene, siyasi düzlemde ise Soğuk Savaş sonrası oluşan yeni dünya düzenine eklemlenmesi sürecinin başlangıcını oluşturmaktadır.

> yeni kavimler göçü: küresel dönemde göçmen akını
Tarih boyunca yapılan göçlerin insanın varoluşunu tamamlayan bir süreç olduğundan bahsedilebilir. İnsan gruplarının, dolayısıyla kültürlerin karşılaşmasından yeni toplumsal yapılar, yeni kültürler oluşur. Her bir karşılaşma yeni bir toplumsal inşa manasına gelir.

> türkiye’ye sığınan suriye vatandaşlarının hukuki statüsü ve hakları
Altıncı yılını dolduran Suriye iç savaşı ve Türkiye’nin uyguladığı açık sınır politikasının neticesi olarak resmi rakamlara göre üç milyon civarında Suriye vatandaşı bu süreç içerisinde ülkemize sığınmıştır.

> para ve kelime ile ilgili bazı notlar
İsmail Müfid İstanbulî (öl. 1802), Ahlak-ı Adudiyye Şerhi’nde, insan türünün varlığını “teâvün ve temeddün” sayesinde sürdürdüğünü, bunların ise “medeni siyaset” adı verilen büyük bir düzenlemeyi (tedbirün azim) gerektirdiğini söyler. Buna göre medeni siyaset ve toplumsal hayat üç önemli unsura dayanır: Bunlardan birincisi din adıyla bilinen ilahi kanunlardır.

> osmanlı maliyesinde bir finansman aracı olarak kâğıt para
Bu yazıda, Sultan Abdülmecid döneminin (1839-1861) para ve finans politikaları, ilk defa çıkarılan kâğıt paranın (kaime) Osmanlı maliyesinde bir finansman aracı olarak kullanılması, piyasada yarattığı sorunlar ve ortadan kaldırılma serüveni genel hatlarıyla incelenecektir.



> türklerde devlet ve arşiv
Osmanlı Devleti’nin resmî kâğıda ve arşive verdiği değeri hiç kimse, Sultan III. Mustafa’nın kendisine ait bir fermandaki şu sözleri kadar ortaya koyamazdı: “Defterler, devletin hazinesi mesabesindedir. Tek harfine bile zarar gelmesinin hesabını hiç kimse veremez.”

> doğu batı denkleminde adalet/hukuk, devlet ve değişim
Fransız idare hukukunun halkı müşteriye indirgeyen veya devleti hizmetçi/garson devlet anlayışı değil, işin aslına ve tabiatına uygun şekilde halkına hâdim devlet anlayışı devlet geleneğimize her yönüyle uygun düşer...

> ahlâkî açıdan karl polanyi’nin iktisat anlayışı
“Serbest piyasa ekonomisi toplumun insani ve doğal özünü yok etmeden yaşayamaz ve insanı fiziksel olarak yıpratacağı gibi çevreyi de çöle çevirir”. -Karl Polanyi

> seküler bir ahlâk kurma çabası olarak sosyoloji
Durkheim, göreneğin uzak bir geçmişten beri yapılageldiği için aşina bir davranış şekli olmanın yanı sıra, aynı zamanda toplumun bütün üyelerine kendisi ile mutabakatı bir mecburiyet olarak dayatan normatif bir iktidar olarak da tanımlanabileceğinin altını çizmektedir.

> prof. dr. şaban teoman duralı ile röportaj
Dil bir şeref meselesidir. Bir milletin en şeref duyacağı olay dilidir. Dili gitti mi bitti, millet olmak vasfını kaybeder.

> adını koymak: dil ve söylem üzerine
Dil insana has bir özelliktir ve kendisini “isimlendirme kabiliyeti”nde izhar eder. İsimlendirmek, bir sesi, bir şeyi işaret ve temsil edecek bir şekilde, tahsis etmek demektir.